Ticari Davalar

Ticari davalar, mevzuatların kapsamının genişliği itibariyle hukuki yardım almadan takip edilemeyecek kadar karmaşıktır. Birçok hukukçu, avukat dahi ticaret hukuku anlamında yeterli bilgiye sahip değildir, doğrudan ticaret hukukunun mevzuatına ve pratikte ticari davalara hakimiyeti olan bir avukattan bilgi ve yardım almak gerekmektedir. Ticaret hukuku karmaşık yapısı itibariyle, yinelemek isteriz ki, profesyonel bir destek alınarak çözümlenmesi gerekmektedir.

Ticari Davalar Nelerdir ?

Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere 3 gruba ayrılmaktadırlar.

Mutlak Ticari Davalar

Mutlak ticari davalar, konuları itibariyle tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır.

Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmış olup; bunların yanı sıra bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesinin 1. Fıkrasında sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.

TTK.m. 4/1’e göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TMK’nın rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı TBK.’nın malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.

Mutlak ticari davalar;

  • Acentelikle ilgili uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalar (TTK 102-123)
  • Anonim şirketlere ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar (TTK 329-572)
  • Limited şirketlere ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar (TTK 573-644)
  • Poliçe (TTK 671-775),Bono (TTK 776-779) ve Çekten kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan davalar (TTK 780-823) Yargıtay uygulamalarına baktığımızda, zaman zaman temel ilişki, zaman zaman da kıymetli evrak ilişkisi dikkate alınarak davanın nitelendirilmesi yapılmaktadır.
  • Eşya taşıma (TTK’nin 856 ilâ 893),Yolcu taşımaya (TTK 906-916) ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar.

Yukarıda başlıklar halinde bildirdiğimiz ihtilaf konuları kaynağını Türk Ticaret Kanunu’ndan bulmaktadır.

Özel kanun hükümleri gereğince mutlak ticari sayılan davalar;.

  • Kooperatifler K. 99 maddesi uyarınca bu kanundan düzenlenen hususlardan doğan davalar
  • Finansal kiralama sözleşmesinden doğan davalar
  • İflas davası da borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır
  • Oda ve borsa üyelerine verilen disiplin cezaları

Nispi Ticari Davalar

Nispi ticari davaları belirleyen kıstaslar arasında, her iki tarafın tacir olması, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekmektedir.

Genel kıstaslar bunlar olmakla beraber, hükmün uygulanacağı hukuki işlemler nispi ticari davadan doğan hukuki işlemleri, sözleşmeler ve haksız fiil olarak 2 başlık altında incelenir.

Ticari Nitelikte Kabul Edilen Davalar

Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara dair davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara dair davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/5904 E.,2016/9858 K. Sayılı ve 29.11.2016 K. Tarihli)

Ticari Davalarda Süreç

Önemli bir anekdottan bahsetmek gerekirse; Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.

Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk Süreci

Arabuluculuk; mahkemeye başvurmadan evvel, başvurulabilecek alternatif bir çözüm yoludur. Ülkemizde iş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarla arabuluculuk yöntemi zorunlu hale getirilmiş; ardından  01.01.2019 tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklar bakımından da; dava şartı olarak arabuluculuk getirilmiştir. Bu düzenlemeye ilişkin kanun maddesi Türk Ticaret Kanun’un 5. maddesine eklenmiştir;

MADDE 5/A

(1) Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

Ticari Nitelikteki Menfi Tespit Davalarında Zorunlu Arabuluculuğa Gidilmeli Midir ?

6102 sayılı TTK’na eklenen 5/A maddesi gereğince TİCARİ NİTELİKTEKİ MENFİ TESPİT DAVALARINDA DAVA AÇILMADAN ÖNCE ARABULUCULUĞA GİDİLMESİNİN ZORUNLU OLMADIĞINA VE ARABULUCUYA GİDİLMİŞ OLMASININ BİR DAVA ŞARTI OLMADIĞINA, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş olduğundan aynı nitelikteki uyuşmazlık hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve ancak tüketici mahkemelerinde görülen davaların 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 83/2 hükmü uyarınca ticari dava olarak değerlendirilemeyeceğine karar vermek gerekmiştir. (19. Hukuk Dairesi 2020/237 E. , 2020/805 K. “İçtihat Metni” karar için ….

Ticari Davalarda Zamanaşımı

Her hukuki talepte olduğu gibi, ticari davaların da tabi tutulduğu zamanaşımı kuralları mevcuttur. Her hukuki meselede bu süreler değişkenlik arz etmektedir. Hak kaybına uğramamak adına bu süreçte ticari davalarla ilgilenen bir avukattan destek/danışmanlık alınması gerekmektedir.

Ticari Davalarda Yargılama Usulü

7101 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklik ile yüz bin TL’lik parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklar için açılan davaların basit yargılama usulünde görüleceği düzenlenmiştir.

6102 s. TTK m.4/2:

Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk Lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.(Kanun değişikliğinden önceki düzenleme, meri düzenleme aşağıdadır.)

Gerekçesi:

Maddeyle, miktar veya değeri 100.000 Türk Lirasının altında kalan ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanması öngörülmekte ve böylece bu kapsamdaki ticari davaların süratle görülüp karara bağlanması amaçlanmaktadır.

Basit yargılama usulünde görülen davalarda dilekçe aşaması dava ve cevap dilekçelerinin verilmesiyle sona erer. Dava dilekçesinin verilmesiyle iddiayı genişletme yasağı, cevap dilekçesinin verilmesiyle de savunmayı genişletme yasağı başlamış olur.

7251 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce Türk Ticaret Kanunu’nun ticari uyuşmazlıklarda uygulanacak basit yargılama usulüne ilişkin 4. Maddesi’nin;

“Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

  1. Bu Kanunda,
  2. Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
  3. >11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
  4. Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
  5. Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
  6. Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.”

şeklinde düzenlendiği görülmekteyken 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 58. Maddesiyle anılan maddenin 2. Fıkrasındaki “yüz bin Türk lirası” değerindeki parasal sınır “beş yüz bin Türk lirası” olarak değiştirilmiştir.

Ticari davalar hangi mahkemede görülür ?

Ticari davalar, Asliye ticaret mahkemelerinin görev alanındadır. Asliye Ticaret mahkemesi olmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemeleri, Asliye Ticaret mahkemeleri tarafından incelenmesi gereken ihtilafları çözümlemekle görevlidir.

Ticari davalar ne kadar sürer ?

Ticari davalarda yeni gelen arabuluculuk imkanı ile bu davalar çok daha kısa sürelerde sonuca bağlanabilmektedir, dava açıldıktan sonra, ticaret mahkemelerindeki yargılama, genellikle çok kısa sürmemektedir.

Ticari davaların hukuk sistemindeki sahip olduğu önem, ticari defter ve kayıtlarla ilgili hakimlerin kendilerinin bu defterleri inceleyebilecek bilgi birikimine sahip olmayıp, bilirkişilerden ve mali müşavirlerden destek alarak süreci yürütmeleri ticari davalara ilişkin yargılamaları bir nebze de olsa uzatmaktadır.

Ticari Davalarda Yargılama Usulü

7101 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklik ile yüz bin TL’lik parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklar için açılan davaların basit yargılama usulünde görüleceği düzenlenmiştir.

Ticari bir uyuşmazlık çıktığında sırasıyla hangi hükümler uygulanır ?

Uygulanması gereken hükümler sıralaması şu şekildedir;

Emredici Hükümler

Hangi kanunda yer alırsa alsın emredici olan tüm hükümler bu kapsama dahildir.

Sözleşme Hükümleri

Emredici hükümlere aykırı olmamak kaydıyla olan sözleşme hükümleri bu kapsama girer.

Yedek Ticari Hükümler

Emredici olmayan hükümlerdir. Bu hükümler tamamlayıcı ve yorumlayıcı hükümlerdir.

Ticari Örf ve Adet

Ticari örf ve adet kurallarının meydana gelebilmesi teamül oluşması lazımdır. Örf ve adet objektif hukuk kuralı niteliğinde olduğu için, yargıç tarafından re’sen araştırılması ve uygulanması gerekir.

Genel Hükümler

Genel hükümlerden amaç, TMK.m. 1’de sayılan düzenlemelerdir. Bunlar;

  • Kanun(TMK-TBK)
  • Örf ve adet hukuku
  • Yargıcın hukuk yaratması

Ticari iş karinesi ne demektir ?

Türk Ticaret Kanunu Madde 19;

(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.

(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.

Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmemektedir.

Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK madde 19/1 uyarınca bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır.

Tacirin her türlü iş, işlem ve fiili ticaridir. Ancak gerçek kişi tacirler işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa bildirdiği ya da somut olayın özelliklerinin, işin ticari sayılmasına uygun olmadığı hallerde borcun adi sayılacağı belirtilmiştir.