İkale Sözleşmesi

0
14

İş Kanunu’nda iş sözleşmesini sona erdiren haller, fesih, ölüm ve belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi olarak düzenlenmiştir. Tarafların karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirmesi anlamına gelen ikale sözleşmesi yasal bir düzenlenme bulunmamasına rağmen, doktrin ve yargı tarafından benimsenmiş ve uygulamaya yerleşmiştir. İkalenin şekli, kurulması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu genel hükümlerine tabidir. İkale sözleşmesinin kurulabilmesi için sona erdirilecek bir iş sözleşmesinin var olması ve bu iş sözleşmesine bağlı borç ilişkisinin de sona ermemiş
olması gerekir.

İkale Sözleşmesinin Geçerliliği ve Yargısal Denetimi

  • İkale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi için tarafların özgür iradelerinin
    karşılıklı ve birbirine uygun olması gerekmektedir. Bu sebeple ikale sözleşmesinin geçerli
    olabilmesi için taraf iradelerinin uyuşması, irade sakatlıklarının bulunmaması ve taraf
    ehliyetine sahip olunması gerekmektedir.
  • İkale sözleşmesi iş sözleşmesini sona erdirmek amacıyla imzalanmalıdır. Eğer iş ikale
    sözleşmesi imzalandıktan sonra da çalışmaya devam ederse sözleşme geçersiz hale gelir.
  • İkale sözleşmesine ihtirazi kayıt konulmamış olmalıdır. Örnek olarak, bir ikale sözleşmesinin işçi tarafından fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı tutulduğu kaydıyla imzalanmış olması halinde, ikaleye dair kayıtsız ve şartsız bir rızanın olmadığı açıktır.

İkale Sözleşmesinin İşçilik Ve Sigorta Haklarına Etkisi Bakımından Sonuçları

İkale sözleşmesi ile işi sona eren işçi, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamaz, iş güvencesinden ve işsizlik sigortasından yararlanamaz. Kural bu olsa da, tarafların kıdem ve ihbar tazminatı ile iş güvencesi tazminatı, hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını da aralarında kararlaştırmaları mümkündür.

Yargıtay Kararları Çerçevesinde İkale Sözleşmesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bir kararında
“Anayasal haklardan olan sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak, işçi ve işveren yapacakları bir anlaşmayla, daha önce kurdukları iş sözleşmesini kural olarak her zaman sona erdirebilirler. Bu
konuda sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olması arasında fark bulunmamaktadır.
Sözleşmeyi sona erdirme anlaşmasına ‘ikale (bozma) sözleşmesi’ denilmektedir.”
diyerek ikaleyi tanımlanmıştır.

İkalenin kurulmasında, ikale teklifinin işverenden geldiği durumlarda, iş güvencesi kapsamındaki işçiler açısından kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının ödenmesi yeterli görülmemekte, ikalenin geçerli olabilmesi için bunların yanında işçiye ek bir menfaatin yani makul bir yararın sağlanması gerekmektedir.

Makul yarar hususunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Kararı

“…İş ilişkisini taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 Sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe
girmesinin ardından özellikle 4857 Sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın
bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih
gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi
ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma
sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da
irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma
konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın
özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır…”

İkale Sözleşmesi Gelir Vergisi ve Kesintiler

İş sözleşmesini tarafların ikale sözleşmesi yaparak sonlandırılması durumunda, işçiye
yapılacak kıdem tazminatı ödemesi, İş Kanununda belirtilen kıdem tazminatı niteliğinde bir
ödeme olmadığından, İş Kanunu hükümlerine göre ödenen kıdem tazminatını gelir
vergisinden istisna kabul eden Gelir Vergisi Kanunu’nun 25/7. maddesi hükmünden
yararlanması ve vergiden istisna edilmesi mümkün değildir. Bu ödemenin Gelir Vergisi
Kanunu’nun 61. Maddesi uyarınca ücret olarak nitelendirilmeli ve tevfikata tabi tutulmalıdır.

İkale Sözleşmesinin Geçersiz Olması

Türk İş Hukuku uygulamasında ikale sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti halinde, iş
sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği kararı verilmekte ve iş güvencesine tabi işçiler
açısından işveren tarafından yapılan fesih usulsüz ise, feshin geçersizliğine
hükmedilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here